Sanat tarihçisi Celil SADIK
hocadan almış 12 haftalık sanat tarihi atölyesi çalışmasından çıkarmış olduğum
notları ileriye dönük olarak bakabilmek adına bu sıralı blog yazılarında
paylaşacağım.
Başlıyorum.
Sanat nedir?
Sanatın tanımı sanat dünyasında
hararetli bir tartışma konusudur. Ben Clive Bell’in sanat konusunda görüşünü beğeniyorum.
Kendisi der ki: sanat eseri estetik beğeni oluşturan, şekil, çizgi ve renk
unsurlarının ilişkisidir. Bana göre olmazsa olmazı estetik ve tekrarlanamayan
olmasıdır.
İnsan elinden çıkma olan sanatın
tarihinin insanlık ile yaşıt olduğunu söyleyebiliriz. İnsanın olduğu yerde
sanat vardır ve insanın yaşadığı yerlerde sanat eserleriyle karşılaşılabilir.
Sanat eseri biraz da inanma ve anlamlandırma ile ilgili olabilir. Yanı herkes
ona bir sanat eseri şeklinde bakıyorsa bir yargı oluşmuştur ve artık o sanat eseridir.
Sanatın oluşumunda coğrafi konum,
dinsel inanışlar, toplumsal yapı, önceki uygarlıkların etkileri, tarihsel dönem
ve ekonomik durum etkilidir.
Sanatın bölümleri görsel
sanatlar(resim, heykel, mimari) , fonetik sanatlar, ritmik sanatlar(bale, dans),
sahne sanatları(tiyatro, opera), edebi sanatlar(roman, öykü, şiir), tasarım
sanatı ve sinema sanatı gibi bölümlerden oluşur.
Sanat tarihi, sanatın tarihsel
gelişimini inceleyen bilim dalıdır. Avrupa’da 18. Yüz yılda şekillenmeye
başlayan sanat tarihi biliminin gelişim süreci “Antik Çağ” ile birlikte
başlatılır. Bilimsel anlamda ortaya çıkışı 19.yüzyılda Almanya’da doğmuştur.
Görsel sanatların tarihsel evrimini inceleyen bilim dalıdır sanat tarihi. Amaçları,
bir sanat yapıtının kökenini tespit etmek (yapıtı hangi kültürün, hangi meslek
grubunun veya kimin yaptığını belirlemek) , bir sanat yapıtının bir kültürün
gelişim çizgisi ya da sanatçının meslek yaşamı içinde hangi aşamada
gerçekleştiğini belirlemek ve sanat geleneklerini üslüpsal ve biçimsel
gelişmeleri bakımından tarihsel perspektif içinde değerlendirmektir.
Ayrıca Sanat Tarihi görsel
sanatlarda dinsel simge-sembol, tema ve konuların çözümlenmesiyle uğraşan
''İkonografi'' alanını da kapsar. İnsanlık tarihinin ilk zamanlarından
başlayarak günümüze kadar her yerde karşımıza çıkan sanat, insanın kendini
anlatma yöntemlerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Kültür hepimizin bildiği gibi
''bir toplumun sahip olduğu maddi ve manevi birikimlerinin tümü'' olarak
tanımlanır. Yani toplumun ; uygarlık anlayışı, eğitimi, üretimi, dili ve sanatı
hep birlikte kültürü oluşturur. Bu nedenle kültür, Sanat Tarihine buluntuların
sınıflandırılmasında oldukça yardımcı olan bir unsurdur. Kültür ve sanat
birbirinden ayrı düşünülemez. Bazen sanat anlayışı kültürleri bazen de
kültürler sanat anlayışını etkilemiştir. Hatta bazı toplumlarda sanat o
toplumun kültürünü oluşturan önemli bir unsurdur. Ayrıca Sanat ve Toplum yine
birbirine çok büyük etki eden iki unsurdur. Sanat, içinde geliştiği ve
şekillendiği toplumun aynası olarak kabul edilir. Toplumun düşünceleri,
kuralları, beğenileri sanatı da ciddi şekilde etkiler çünkü o sanatı ortaya koyan sanatçı da
toplumun bir parçasıdır. Sanat Tarihi incelenmesi zor bir bilim dalıdır. Beşeri
özelliğinden dolayı da incelenmesi imkansız olmasa da oldukça zordur.
Bütün bu bilim dallarından da
faydalanan Sanat Tarihi geçmişi aydınlatmanın yanı sıra sanatı incelemesi
özelliğiyle eskiden yaşayan insanların duygularına da tercüman olur. Binlerce
yıl yaşanan acılar, aşklar, savaşlar ve kutlamalar da Sanat Tarihinin incelemesi
altındadır. Sanat Tarihi sayesinde geçmişteki insanların yaşayışlarından ve
kültürlerinden haberdar oluyoruz.
Sanat Tarihinin bir diğer önemli
görevi ise elde edilen tüm bu kültürel mirası koruyarak sonraki nesillere
aktarmaktır. Gördüğünüz her eser ; camiler, kiliseler, antik Kentler, resimler,
medreseler, tiyatrolar, kervansaraylar, liman ve hanlar, el sanatları,
heykeller ve yazmalar geçmiş yaşantılara ait miraslar bırakmaktadır. Avrupa'da
18. yüzyılda şekillenmeye başlayan sanat tarihi biliminin gelişim süreci 'Antik
Çağ' ile birlikte başlatılır. Antik Çağ'da değerli bazı takı ve kült
eşyalarının tapınak ve hazine odalarında toplanıp korunması müzeciliğin belki
de ilk örnekleridir. İngiliz müzesi 1759 yılında açılmıştır. Vatikan müzesi
1769 yılında açılmıştır. Louvre Müzesi 1793 yılında halka açılmıştır. Berlin
müzesi 1830 yılında açılmıştır. Amerika'da ki ilk 1750 yılında Harvard
Üniversitesinde açılmıştır.
Dönemler antik yunan ve roma dönemleri,
orta-çağ dönemi, Rönesans dönemi ve yüzyıllar olarak tanımlanabilir.
Türkiye’de sanat tarihi bilimi
deyince akla gelenler:
-Cafer Çelebi’nin Risale-i Mimariye adlı eseri
-Mühendishane-i Berri Hümayun(1795) ve Mektep Harbiye
gibi okullarda mimari ve resim derslerinin verilmesi
-19.yüzyılda Aya İrini Kilisesi’nin (Müze-i Hümayun)
müzeye dönüştürülmesi ve arkeoloji müzesinin kurulması
-Osman Hamdi Bey tarafından 1882 yılında Sanayi-i Nefise
Mektebinin kurulması
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder