Başdeftardar 14. yüzyıl ile 19. yüzyıl arasinda Osmanlı Devleti'nin en yüksek maliye görevlisi idi.
Başdefterdar 14. yüzyıl ile 19. yüzyıl dönemi protokolüne göre vezir ve kazasker rütbelerinden daha asagida ama Yeniçeri Ağası'nın üzerinde bulunmaktaydı.
14. yüzyılda başdefterdarlar ulema sınıfından kadılar ve müderrisler arasından seçilirdi.
Eyaletlerde de defterdarlar bulunup bunlar mukataa adı verilen vergi birimleri ile maden ve tuzla türü işletmelerin elde ettiği gelirleri merkeze transfer etmek ve bunun muhasebesini yapmakla görevliydiler.
Osmanlı devletinde 14. yüzyılda itibaren devlet merkezinde tek bir defterdar bulunmakta iken devlet arazisi büyüdükce merkezî defterdar adedi 3'e kadar defterdar çıkmıştı.
Özellikle 17. yüzyıldan itibaren "Rumeli Deferdarı" veya "şıkk-ı evvel defterdarı" başdefterdar olarak en üst seviyeye geçmiştir.
Osmanlı’da ödemelerin büyük bir kısmı akçe ve gümüş ile yapılıyor.
Altın daha çok servetleri biriktirme ve saklamanın bir yoludur.
Osmanlı’da 15. Yüz yıl ortaları Fatih Sultan Mehmet için ekonomik anlamda zorluklar yaşamıştır. Akçe’nin içeriğiyle oynamıştır. tağşiş yapmıştır. Dönemde asker, ulema ve vakıflardan tepki çekmiştir. Hatta oğulları Cem Sultan ve Bayezid arasında ekonomi anlamında farklı görüş vardır. Bayezid ben sefer yapmayacağım ve paranın ayarıyla oynamayacağım ve ayrıca Fatih Sultan Mehmet tarafından Vakıflar'dan alınan mülklerin bir kısmını da iade edeceğini ifade etmiştir. Cem Sultan ise daha çok savaşçı bir politika izleyeceği bilinmektedir. Bayezid para politikasını daha tahta çıkmadan ilan etmiştir.1480-1560 yıllarına kadar akçenin içeriğine dokunulmamıştır. Fatih Sultan Mehmet’in ölümünden Kanuni Sultan Süleyman’ın ölümün kadar ki dönemi içerir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde de enflasyon vardır fakat ağırlıkla dünyadan ithal edilen enflasyondur. Kanuni Sultan Süleyman döneminde Dünya'da gümüş bolluğu mevcuttur.
Osmanlı’da enflasyon ağırlıklı ithal yani yurtdışı kaynaklı değiş daha çok yurt içi talep kaynaklı bir enflasyon mevcuttur. Enflasyonun en büyük kaynağı devletin içine düştüğü sıkıntılardır. Devlet borçlanması enflasyonu doğurmuştur. Daha çok savaş dönemlerinde enflasyonun şiddeti artmıştır.
Osmanlı Devleti kendi sınırları içerisinde yeterince vergi toplayamamıştır. Vergi kaybı çok fazladır. Vergiyi toplayan aracılarda büyük kısmı kalmaktadır. Devletin vergi toplayacak bir memur ya da yapılanması olmaması nedeniyle devlet merkezinden uzak bölgelerde vergi toplama hakkını satmaktadır. 1770’den 1840’a kadar olan dönemde para da en fazla tağşiş yapıldığı yani en fazla enflasyonun olduğu dönemdir.
17. ve 18. Yüzyılda yeterince vergi toplayamaması nedeniyle savaşlara kaynak yaratılamadı fakat özellikle aynı dönemlerde Avrupa’da vergi toplama konusunda ve nakit yönetimi konusunda çok daha iyiydir.
Aynı yüzyıllarda vergi toplama konusunda Polanya’da iyi değildi. Polanya toprakları Avusturya ve Rusya arasında paylaşılmıştır.
18.yüzyıl zamanı Osmanlı Devleti askerin maaşlarını enflasyona ezdirmişti.
(kaynak: Prof. Dr. Şevket Pamuk)
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Abraham Salomon Kamondo
Kont Abraham Salomon Kamondo (1781, İstanbul - 30 Mart 1873, Paris) Kamondo ailesinin büyüğü Osmanlı-İtalyan Yahudi finansör ve hayırseverdir.
Kont Kamondo'nun Osmanlı İmparatorluğu'nda sıra dışı bir kariyeri vardı. Sultan Abdülmecit, Sultan Abdülaziz, Osmanlı sadrazamları ve bakanları üzerinde önemli etkileri oldu. Osmanlı Bankası kurulmadan önce Osmanlı hükûmetinin bankerliğini yaptı. Bâb-ı Âli'nin fermanıyla, bu zamana kadar yasak olan yabancı uyruklulara gayrimenkul edinme hakkının verilmesini sağladı.
Doğu’nun Rothschild Ailesi diye anılan ailenin önemli ferdi Abraham Salomon de Kamondo, modernleşmenin kent içi yaşamdaki öncülerinden biri olmuştur. Modern bankacılığın kurucularından biri olmasının yanı sıra İstanbul’da ilk belediyenin kuruluşunda, kentsel altyapının modernleşmesinde, yeni ve modern eğitim kurumlarının oluşumunda rol almış, önemli şehircilik, mimarlık ve kültür yatırımlarına da öncülük etmiştir. İstanbul’un 19.yy’da Avrupa kentleri ile paylaştığı değerlerin ve kurumların oluşmasında ailenin ve Abraham–Salomon de Kamondo’nun bir sosyal girişimci olarak büyük bir payı vardır.
Yahudi cemaatin önderi olan
Abraham Salomon de Kamondo, ilk belediye olan 6. Daire’nin kuruluşunda da görev
aldı. Bankalar Caddesi’ndeki Kamondo merdivenlerini 1870-1880 yıllarında
yaptıran ünlü banker yaşamını yitirince, Hasköy’de kendisinin yaptırdığı anıt
mezara devlet töreniyle defnedildi. İstanbul’un gelişimi ve modernleşmesine
katkı sağlayan Kamondo ailesinin anısına, Karaköy Bankalar Caddesi’ndeki
merdivenlere Türkiye Yahudi Hahambaşılığı’nın da katılımıyla düzenlenen törenle
plaket çakılmıştı.
1815'te kurdukları ve Kırım Savaşı sırasında Osmanlı Devleti'ni finanse eden İshak Kamondo ve Şürekası unvanlı banka, Şirket-i Hayriye ve Dersaadet Tramvay Şirketi'ne ortaklıkları, Altıncı Daire-i Belediye'nin kuruluşuna verdikleri katkılar, en önemli girişimleri arasındadır.
Kamondo Ailesi, Osmanlı modernleşmesinde iz bırakan sayısız yapı inşa ettirmiştir. Kasımpaşa'daki Kuzey Deniz Saha Komutanlığı, Galata Résidence, Serdar-ı Ekrem Sokak'taki Kamondo Hanı, Meşrutiyet Caddesi'ndeki Büyükada Han, Karaköy'de Saatçi Han, Latif Han, Lacivert Han, Yakut Han, Kuyumcular Han, Lüleci Han, Gül Han ve Bankalar Caddesi'deki Kamondo Merdivenleri bunlar arasında sayılabilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder