Enerji deyince birçoğumuzun aklına elektrik gelir. Ama enerji sadece elektrikten oluşmaz. Hatta elektrik türetilmiş enerji kaynağı yani ikincil enerji kaynağı desek daha doğru olur.
Birincil enerji kaynakları kömür, petrol, doğalgaz, nükleer, biokütle, hidrolik, güneş, rüzgâr, dalga ve gelgitten oluşur. İkincil enerji kaynakları ise yani birincil enerji kaynaklarının kullanılması ile oluşan enerji kaynakları elektrik, benzin, mazot, motorin, kok kömürü, LPG gibi kaynaklardan oluşur.
Bir ülkenin enerji bilançosunu yani tüketmiş olduğu tüm enerjileri enerji denge tablolarından okuruz. Her bir enerji kaynağı farklı birimler ile ifade edilir. Bu farklı kaynakları yeknesaklaştırabilmek için ton eşdeğer petrol(TEP) birimine çeviririz. Ton eşdeğer petrol (TEP) , 1 ton ham petrolün yakılmasıyla açığa çıkan enerji miktarını tanımlayan bir enerji birimidir. Bu şekilde birçok farklı kaynaktan ne kadar enerji tüketmiş olduğumuzu net bir şekilde görebiliriz. Örneğin 1 ton eşdeğer petrol(TEP) 11.628 kilo vat saate(kwh) ; 1.200 metre küp(m3) doğalgaza eşittir.
Türkiye’nin Enerji İşleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan enerji bilançosunda bazı veriler aşağıdaki tabloda gosterilmiştir.
Kabaca tablodan çıkarımlarım:
-Enerji arzımız her sene ortalama %3 büyümektedir. Türkiye’nin ise uzun dönemli GSMH büyüme ortalaması %4,5 ‘tur. Yani büyüme ile enerji arzi arasinda çok yüksek bir korelasyon vardır.
-Enerji arzımızın ortalama %24’ü kayıplara gitmektedir.
-Enerji arzımızın ortalama %25’i sanayi tarafından kullanılmaktadır.
-Enerji arzımızın ortalama %18’i ulaştırmada (karayolları, denizyolları, havayolları) kullanılmaktadır.
-Enerji arzımızın ortalama %29’u hizmet, konut ve ticarethanelerde kullanılmaktadır.
Yıllardır bu verileri takip ederim. Arz edilen enerjinin kaybedilen tarafı, sektörlerde kullanılan oranı çok değişmez. Standart sapması düşüktür. Ben şunu beklerdim aslında, sanayi tüketiminin toplam oranında artması, arz edilen enerjinin ise sektörlere ulaşana kadar kaybedilen tarafının ise azalması ama ne yazık ki böyle bir durumu şu ana kadar görmedim.
Ülkemizin cari açık vermesinin ana sebebi aslına bakarsanız ithal ettiğimiz enerjidir. Cari açık ise hayatımızın birçok alanına doğrudan ya da dolaylı bir şekilde temas ediyor. Cari açık verdiğimizde Türk Liramız yabancı para birimlerine karşı değer kaybediyor, enflasyona sebep oluyor. Hayat kalitemiz düşüş yönünde etkiliyor. Bu yüzden bu enerji denge tabloları ya da bilançoları çok iyi analiz edilmeli ve yapmış olduğumuz analizlerden çıkan sonuçlara göre de kısa-orta-uzun vadeli aksiyon planları hazırlanmalıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder