7 Ağustos 2022 Pazar

 

Türkiye Enerji Piyasalarına Kısa Bir Bakış

Enerji deyince akıllara hemen elektrik gelir ama enerji piyasaları sadece elektrikten oluşmaz. Elektrik ile birlikte doğalgaz, petrol, lpg gibi piyasalarda mevcuttur.

Türkiye’nin elektrik kurulu gücü 7 Ağustos 2022 itibariyle 101,7GW olurken bir sene önceye(98,1GW) göre %3,6 oranında artış kaydetmiştir. 2013 yılında kurulu güç 64GW olduğu göz önüne alındığında son 9 senede ortalama büyüme oranı %5,3 olarak gerçekleşmiştir. Benzer dönemde ise yıllık ortalama %3,7 artış ile 329,6TW olmuş olup; ortalama Türkiye büyümesine yakınsamıştır. Elektrik tüketiminin ana belirleyicileri ekonomik büyüme, sanayileşme, nüfus artışı, kentleşme olurken son yıllarda arz tarafını yani elektrik üretim tarafını ağırlıkla yenilenebilir enerji (rüzgar, güneş, hidrolik, biokütle) kaynaklarından tesis edilmiştir.



Son yıllarda kapasite artışlarının büyük çoğunluğu yenilenebilir enerji tarafından gelse de üretim verimliliklerinin değişken ve dalgalı olması, iklim şartlarından etkilenmesi dolayısıyla yıllık bazda üretim miktarları değişkenlik  gösterebilmektedir. Örneğin bir dönem kış mevsiminin yoğun yağışlı geçmesi ile hidrolik enerji(hidroelektrik santraller-kanal tipi ve baraj) tarafından yüksek verim elde edilirken fosil yakıtlı santrallere daha az ihtiyaç duyabilmekteyiz. Bu durum doğalgaz ve kömür santrallerinin daha az kullanılması ve bu santralleri çalıştırabilmek için ithal ettiğimiz kaynakların daha azalması dolayısıyla cari açığımızı pozitif etkileyebilmektedir. Daha az cari açık daha az döviz ihtiyacı anlamına gelir. Daha az döviz daha az Türk Lirasının değer kaybı ve daha az Türk Lirasının değer kaybı da daha az enflasyon anlamına gelecektir.

Elektrik tüketimi bir anlamda da gelişmişlik göstergesi anlamına gelmektedir. Türkiye OECD ülkeleriyle kıyaslandığında kişi başı elektrik tüketimi 3.464 kwh ile OECD ortalaması 7.641 kwh ortalama tüketimin çok gerisinde kalmaktadır.


Türkiye’de elektrik tüketimi tarafında sanayi %44, ticarethane ve mesken tarafları ise %24’lük pay almaktadır.

Türkiye doğalgaz piyasasında çok büyük oranda ithalata bağımlıdır. İthalatın çok büyük bir bölümü sırasıyla Rusya, İran, Azerbaycan ve Cezayir’den yapılmaktadır. Tedarik edilen gazın büyük çoğunluğu boru hatları ile ülkemize gelirken Cezayir gibi deniz aşırı ülkelerden ise LNG halinde gemilerle taşınmaktadır. Son yıllarda Türkiye doğalgaz risklerini yönetebilmek ve tek bir ülkeye bağımlı kalmamak amacıyla boru hatlarından tedarik edilen gaz miktarının oransal olarak düşürüp; gemilerle LNG halinde farklı farklı ülkelerden doğalgaz ithal etmektedir. 2011 yılında toplam doğalgaz ithalatı LNG halinde gelen %2 iken 2021 yılında bu oran %13’e yükselmiştir.


Tüketim tarafında 2021 yılında 59 milyar m3 doğalgaz tüketilmiş olup; son 10 yılda %3,2 oranında bileşik büyümeye sahiptir. Bu oranda Türkiye’nin ortalama büyümesine yakınsamaktadır. Hızlı büyüme dönemlerinde doğalgaz tüketimi daha hızlı artış göstermektedir. Bunun arkasında yatan neden ise elektrik tüketiminde yaşanan artış ve bu yaşanan elektrik tüketiminin artışının da doğalgaz elektrik üretim santrallerinden sağlanmasıdır.

Doğalgaz tüketimi ağırlıkla enerji üretim santralleri(%34), sanayi(%25), ticarethane ve meskenlerde(%28) kullanılmaktadır. Tüketim mevsimsellikten ağırlıkla etkilenmektedir. Özellikle kışın ısınma amacıyla artan mesken talebi doğalgaz tüketimini aylık ortalamaların üzerine çıkarmaktadır.


Kasım, Aralık, Ocak, Şubat aylarında tüketimin yüksek olduğu yukarıdaki grafikten de görülebilmektedir.

Doğalgaz tarafında olduğu gibi petrol tarafında da ihtiyacın neredeyse tamamı ithal edilmektedir. İthal edilen ham petroller Türpraş(30 milyon ton kapasite) ve Star(10 milyon ton kapasite) rafinerilerinde işlenerek mamul haline(motorin,LPG, jet yakıtı, benzin, nafta vb.) getirilmektedir. Ham petrolü ithal ettiğimiz kaynaklarımız ise sırasıyla Irak, Rusya, Kazakistan gibi ülkeler olmaktadır.


Türkiye’nin enerji maliyeti petrol fiyatlarının seyrine göre değişkenlik göstermektedir. Ham petrol fiyatlarının yüksek seyrettiği dönemlerde enerjiye ülke olarak ödediğimiz maliyet artış gösterirken petrol fiyatlarının gerilediği dönemlerde ise ödenen maliyet daha mütevazi kalmaktadır. Petrol fiyatları küresel arz, talep, dünya büyümesi, olası sıcak savaşlar, ticaret savaşları, doğal afetler, salgın ve benzeri gibi bir çok unsura bağlıdır.


Son 10 sene Türkiye’nin enerji ithalatına ödenen tutarın ortalamasına baktığımız zaman 47,8 milyar USD olduğu görülmektedir.

Enerji faturasındaki alt kalemlere bakılınca;

-Ham petrol alımları ağırlıkla rafineriler tarafında spot fiyattan yapılmakta,

-İthal kömür alımları spot fiyattan

-Doğalgaz boru hattı alımları uzun dönemli sözleşmeler,

-LNG alımları spot fiyattan alım sağlanmaktadır.

 Yukarıdaki tüm metaların fiyatları brent petrol fiyatı ile yüksek korelasyona sahiptir. Yani bent petrolün artışı kömür, lng ve diğer enerji türevlerinin fiyatlarını yukarı çekmektedir. 

Türkiye yukarıdaki grafiklerden de görüldüğü üzere hem doğalgaz hem petrolde Rusya’ya bağımlılığı yüksektir. Bu da Türkiye’nin dış politika anlamında yönetmesi gereken risklerin başında gelmektedir. Aynı zamanda enerji fiyatlarına etki edemememiz dolayısıyla özellikle enerji fiyatlarının yükselmesi ile cari açık tarafında zorluk yaşamaktayız. Bu sebeple yenilenebilir enerji kaynaklarına daha hızlı geçiş için gerek kamusal destek/teşvik gerekse özel sektörü doğru sinyaller ile bu alana yatırım yapması konusunda yönlendirilmesi gerekmektedir.

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sanat Tarihi-3

  Antik Yunan Sanatı Düşünce yapısı ve geometrik olarak bir düzen hakimdir. Yunan kentleri ‘polis’ olarak geçmektedir. Dönemin şartlarına ...