Şirketler, şirketlerin iş modelleri, şirketlerin sahipleri, şirketlerin yönetim kurullarındaki kişiler, şirketleri yöneten üst düzey yöneticiler gibi unsurları hep merak ederim.
Merakımın arkasında yatan neden ise “kardeşim bu şirket para kazanıyor mudur?” sorusu. Bu soruya yanıt bulabilmek için merak ederim aslında.
Tabii bir şirketi değerlendirirken yukarıda saydığım unsurlar kadar en az mali verilerini de merak ederim. Mali verilerde hangi rasyolara dikkat ettiğimi açıklamaya çalışacağım. Bu rasyolara bakarken aslında anlamaya çalıştığım şirketlerin bilançolarının sağlığı, sermayelerinin nasıl kullandıkları, karlıkları, yarattıkları değerler ve büyümeleri.
Evet şimdi baktığım rasyolara gelelim.
Bir firmanın yaratmış olduğu FVAÖK(faiz vergi amortisman öncesi kar) finansman giderlerini ne kadar karşılıyor. 5 katından daha fazla FVAÖK üretebiliyorsa şirket iyidir.
Net borç / FAVÖK oranı, bir firmanın finansal borçlarının nakit ve benzerlerinden çıkardığımız takdirde kaç sene de ödeyebiliyor oranıdır. Bu oranın 4’ün altında olması iyidir. Risk, bu oran ne kadar düşükse o kadar düşüktür.
Yatırım Harcamaları / Satışlar oranı, bir şirketin ne kadar sermaye yoğun bir firma olduğunu gösterir. Firmalarda bu oranın düşük olması genellikle tercih edilir ve mümkünse senelik satışlarının maksimum %10 civarı olması beklenir.
Yatırılan sermayenin geri dönüşü(ROIC) oranı bir çok yatırımcı tarafından dikkat edilen bir orandır ve ağırlıklı ortalama sermaye maliyetinden yüksek olması beklenir. Ancak o zaman firmaya ve yatırımcılarına değer yaratır.
Brüt karlılık ne kadar yüksek ise o kadar iyidir. Çünkü aslında rekabet avantajını yarattığımızı gösteren gösterge brüt karlılık oranıdır. Eğer brüt karlılık istikralı ve sektör ortalamasında yüksek ise orada şirketin rakiplerine karşı yarattığı bir hendek vardır. Rakipleri o hendeği de kolay kolay geçemez.
Bir şirket serbest nakit akışı üretebiliyor mu? Bu sorunun cevabı da önemlidir. Sorunun cevabı mümkün olduğunca pozitif, sürekli yıllara sari artan bir şekilde olmalıdır.
Fiyat / Kazanç oranı, yani bir şirketi net karının kaç katına satıldığını gösteren oran. Ne kadar düşük olursa o kadar iyidir. Ama genelde son 5 yıl ortalamasının altında olan şirketlerin yatırımcıya değer yaratabileceğini söyleyebilirim. Eğer bir şirketin son 5 yıl ortalama fiyat kazanç oranı 10 ise fakat 8’den satılıyorsa orada fiyat ve değer arasında bir makas vardır. Belli bir vade de bu makas kapanır. Fiyat değere doğru hareket eder.
Satışları nasıl seyrediyor? Satışlarının enflasyonun üzerinde büyütebiliyor mu? Net karını istikrarlı bir şekilde yıllara sari büyütebiliyor mu? Bu soruların cevapları da işletmenin sürdürülebilirliği açısından önemlidir. Bir şirket ne olursa olsun satışlarını enflasyonun üzerinde arttırılmalı ve bunu da net karına ve serbest nakit akışına yansıtmalıdır. Aksi takdirde şirket ya yerinde sayar ya da küçülmeye gider.
Şirket değerleme aslında bir sanattır. Değeri görebilmek de çok çalışmak, çok fazla farklı örnek görmek, iyi gözlemlemekle olur. Kabaca yukarıda saydıklarım değerleme çalışmasına başlarken doğru şirketi değerleyebilmek için kullanılan filtrelerdir. Çok daha fazla ve farklı filtrelerde konabilir. Ama mümkün olduğunca basit ve sade gitmekte de fayda var. Rönesans'ın dehası Leonardo Da Vinci'de "Simplicity is is the ultimate sophistication" demiştir. Yani basitlik en yüksek düzeydeki karmaşıklıktır anlamına gelir. Yani işi mümkün olduğunca basitleştirebilmişseniz o iş olmuştur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder